
Kahvenin faydalarından biri de yağ yakıcı özelliğidir. Ama biz bu faydasını biraz abarttık sanırım. Öylesine medet umduk ki, neredeyse "hiçbir şey yapmayayım, yan gelip yatayım, akşama kadar yiyeyim ama kilo almayayım" der gibi bir duruma geldik. Oysa biliyor ve inanıyorduk ki, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı… Neredeyse bildiğimiz bütün değer yargılarını değiştirme aşamasına geldik. İnsanlar zayıflama kahvesini içiyor ve zayıflıyordu. Hatır matır hak getire, parayı veren zayıflama kahvesini alıyor ve hızla kilo veriyordu… Şaşırmamak elde değildi. Oh ne güzel, yan gelip yat, sonra da bir güzel kiloları ver… İyi de bu kilolar sadece kahve ile verilemezdi, işin içinde bir bit yeniği vardı. Ne zaman ki zayıflamak isterken insanlar hastanelere taşınmaya başladı, işte o zaman araştırmalar da başladı. Meğerse kahve içerken vücudumuza ne kadar yabancı ve zararlı madde alıyormuşuz…
Gerçekten kahvenin zayıflatıcı etkileri vardı ama o kadar büyütmemek lazım, sadece yardımcı bir faktör olarak başvurulabilir. Kısaca kahvenin uyanık tutucu etkisi, içeriğindeki kafeinden gelmektedir. Kafein; sinir sistemini uyarırken odaklanmayı da artırır. Bu uyarının sonucunda katekolaminler salgılanır. Yani bir katekolamin olan dopamin ve adrenalin hormonları yağ hücrelerini yakıt olarak kullanır, böylece enerji elde ederler. Bu yıkım sırasında zayıflama faktörü olurlar. Kahve sade içildiği ve katkı maddeleri katılmadığı sürece bu özelliğini muhafaza eder. Şeker katılması halinde, insülin üretimini artıracağı ve insülinin varlığı da katekolaminlerin yağ yakıcı etkilerini yok edeceğinden, illa tatlandırıcı kullanılacaksa doğal tatlandırıcılardan yararlanılabilir. Türk kahvelerini hazırlarken kakao, Hindistan cevizi, tarçın, tereyağı, kakule, limon katmak suretiyle yağ yakıcı etkileri artırılabilir.
Fazla yemek yiyerek zayıflamaktan söz etmişken; Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin "Marifetname" adlı eserinden söz etmekte fayda vardır. Malum kendisi Tillo'da medfundur. Onun üstadı Şeyh İsmail Fakirullah Hazretlerinden aktardıklarından anladığımız kadarıyla, fazla yemek bir sürü hastalıklara neden olmakta ve nasihatleri arasında; "Az ye, az uyu, sıhhat bulursun" cümlesi ile yemeğin ve uykunun azının faydasından söz etmektedir. Aşağıda kısa bir alıntıyla bu satırlara yer vermekteyiz. Vücut sıhhatine ait olan yeme ve içmenin âdâb ve kaidelerini sıralamaktadır:
"Ey aziz, malûm olsun ki, muhaddisler demişlerdir ki: Peygamberlerin âdetleri sürekli arpa ekmeği yemektir. Peygamber Efendimizin yediği çoğu zaman o ekmek idi veya ince buğday ile karışık olan arpa ekmeği idi. Arpa ekmeği ile üç gece art arda doymayıp çoğu vakitleri aç ve susuzdu. Şu halde tenbih ve beyan buyurmuştur ki, gündüz beyazlığı ve gece karanlığı içinde ikişer kere yemek ve içmek israf ve illettir. Et yemek ve çorba içmeye devam etmek kasvet verir. Kırk gün kadar et ve yağlı yememeye devam etmek ahlakı bozar, tabiatı değiştirir. Tok karnına yemek ve susamadan su içmek vücut sıhhatine zarardır. Nitekim gereksiz gülmek insanı mahcup eder. Uykusuz gece ve gündüz ona tembellik verir. Sıhhatini korumak isteyen, tokluğa devam etmeyip açlığı kadar yemekle lezzeti bulur. Firdevs ziyafeti için kudreti kadar aç kalsın. Ta ki aklı saf, göğsü geniş ve kalbi nurlu olsun. Bedeni sıhhat ve tabiatı kuvvet bulsun. Akşam yemeğini terk etmesin ki uzuvları düşkünlükten emin olsun. Karnının üçte birini içmek, üçte birini yemek, üçte birini teneffüs için ayırmak dünyevi derecedir…"
Şeklinde uzayıp giden satırlarda dikkatimi çeken şey; uykunun ve yemeğin insan hayatı için gerekli olduğu, bunun da dozunda yapılması gerektiğidir. Yani hiçbir şeyi abartmamak lazım; uykuyu da, yemeği de… Dolayısıyla dengeli beslenen kişinin zayıflama gibi bir derdi olmaz, fazla kilolarından kurtulmak için olmadık şeyleri, hele hele katkılı kahveleri içmesi düşünülemez. Hastanelerde gıda zehirlenmeleri ile sıra beklemek zorunda kalmaz. Basında ve sosyal medyalarda yer almaz. Kahvelerimize bizlerin bilgisi dışında, ambalajında yazmadan, gizlice birçok zayıflama ilacı katılabilir. Şeker yakıcı maddeler, ödem atıcılar, sibutramin gibi daha pek çok maddeler sağlığımızı kaybetmemize neden olabilir. İlk etaptaki kilo kayıplarımız, su kaybından ötürü böbreklerimizi kaybetmemize sebep olabilir. İnsülin salınımını artıran birçok ilaç, ihtiyacımız olan şekeri de parçalayarak beynimizin en önemli yakıtlarından olan şekerden faydalanmamızı önleyebilir. Akla hayale gelmeyen hilelerle "KAHVE" adı altında sağlığımıza zarar verebilirler.
Bütün bunlara maruz kalmak istemiyorsak önce doktorumuza, ulaşılabilir değilse eczacımıza bu konuda danışıp kişiye özel zayıflama metotları hakkında bilgi alabiliriz. Bir miktar hareketliliğimizi, belki de su içme alışkanlığımızı artırmamız; tarçın, hareket artırmak ve benzeri takviyelerle az yeme alışkanlığımıza katkı sağlayabiliriz. Hepinizin sağlıklı, esen ve fit olduğu günlerde görüşebilmek üzere…
Uzm. Ecz. İbrahim Yavuz