
İnsan düşündükçe korkuyor. Beynimizin kapasitesi o kadar geniş ki, insan kendi beynini keşfetmeye cesaret edemiyor. Yine de bazı insanlar cesur yürekleriyle buna örnek oluyor ve beynimizin insanlara ayrılan bölümünü adeta zorlayarak yeni şeyler öğreniyor ve öğretiyorlar. İnsanoğlunun en büyük sorunu başını sokacak bir yaşam alanı bulmaktır. Gelecekten haberler vereceğiz demişken telefonlardan söz etmiştik. Telefonla yapamadığımız şey kalmamıştı gibi adeta telefonun içine hapsolmuştuk. Şimdi başımızı sokacak bir yerden bahseder olduk. Ulaşım araçları artık birer yaşam alanı haline döndü, aracımızda yapamadığımız şey yok gibi olacak… Önümüzdeki yıllarda "home ofis" çalışmaları o kadar büyüyebilir ki, evlenme yaşı gün geçtikçe yükseliyorken insanlar artık bir ev edinmek ya da bir mekana bağlanmak istemeyecekler.
Seyyar otolarında yatıp kalkmaya başlayacaklar, bütün ihtiyaçlarını otomobillerinde giderecekler. Belki de otomobilin üç boyutlu bir sinema salonu vb. bile olacaktır. Artık otomobilimizi sadece sürmek için değil; yolculuk yapmak, hatta yaşam alanımız olarak kullanacağız. Navigasyona gideceğimiz noktayı söyleyip aracımıza hedefine doğru yol almasını söyledikten sonra, yolcu bilgisayarında işlerini yapmaya devam edecek, iş yerine gitmek gibi bir sorun yaşamayacak, hatta yolculuk boyunca işinin başında olarak bir sürü işi halledecektir. Uzun yolculuklarda uyuyacak, banyosunu yapacak; hasılı kişisel tüm ihtiyaçlarını giderebilecektir. Trafik yoğunluğuna göre kah uçacak kah karada yol alacaktır. Yol ve trafik durumunu analiz yeteneğine sahip aracı buna karar verecektir.
Aracı olmayanlar ise otonom taksileri çağıracak ve gidecekleri yeri önceden bildirebilecektir; böylece şoförle olan "Nereye gidiyoruz?" gibi konuşmalara gerek kalmayacaktır. İnsanlar daha az konuşacak, daha çok yol alacaklar. Üretimde robotlardan yararlanılacak. İnsan nüfus artışı düşecek. Bu yolda savaşlar vb. körüklenerek de nüfus azaltılmış olacak. Mutlu bir azınlığa hizmet üretilecek, insanlar daha iyi, daha lüks yaşamak için bazı fedakarlıklarda bulunacak. Öyle ki bu özgürlükleri bile olabilecektir. Çünkü yaşayıp yaşamama kararı onların elinden alınacak; iyi bir tüketici ise ve hayatta kalması daha ekonomik maliyetler içeriyorsa o kişinin yaşamasına izin verilecek, ameliyata alınabilecek, tedavi etmeye değer bulunacaktır.
Araçlarınız trafik ışıkları vb. gibi alanlarda durduklarında, park ettiklerinde şarj edilebilecek; şehrin genel bir bataryası gibi, şarjlarının fazlasını ortak kullanım için şehrin genel şebekesine verebilecektir. Temiz ve atık üretmeyen enerjiler kullanılacak. Böylece doğa da kendine gelebilecektir. Hala ihtiyaç varsa trafik ışıkları tam bir senkronizasyonla çalışacak. Trafiğin yoğun olduğu zamanlarda trafiğe çıkılmayıp zaman kaybı önlenecek, akıllı yollar sayesinde kazalar sıfıra inecektir. Yeni trafik kuralları konacak; yatay, dikey uçuş veya yerde gidiş hızlandırılacaktır.
Trafikte toplu ulaşımı düşünmeden edemedim. Nasıl bir şekil alacağını hayal ederken hastanelerde numune yollanan vakumlu yollar gözümün önüne geldi; çocukken benzerlerini düşündüğümü hatırladım. İzole bir alanın içinde belki yer çekimiyle yokuş aşağı, belki vakumlu havanın itme ve çekme kuvvetinden yararlanarak hareket eden sistemler düşünmüştüm. Tıpkı durağına girince kapıları açılan metrolar gibi, vakumlu alanın dışına açılan bu kapılar vasıtasıyla inilip binilebilecekti. Aynı şekilde mıknatısların aynı yükü taşıyan kutuplarının birbirini itmesi, farklı kutupların çekmesi prensibiyle trenler vb. de vakumlu alanların dışında kullanılabilirdi. Çok yüksek hızlara ulaşabilecek bu araçların ne kadar hız yapabileceklerini tahmin bile edemiyorum.
Acaba ulaşımda kullandığımız araçlar, kullanılmadıkları zamanlar zarfında üretime katkıda bulunabilecek miydi? "Bu kadarı da çok fazla oldu" demeyin; lüks tüketime alışan insanların ihtiyaçları bitmeyecektir, dolayısıyla her şeyden bir fayda üretmeye çalışacaklardır. Şimdilerde yapay zekaya sormadığımız kalmadı; birçok meslek erbabının danıştığı yapay zekaya sorulacak soruların başında gelecektir. Neden bu kadar uzun zaman kullanmayacağımız, bir sürü yatırım yapılmış araçlarımızdan bu şekilde yararlanmasınlar? Gideceğimiz yerin yol, kaza, hava, yemek vb. durumları hakkında fikirler veren otomobilimiz; bizi bilgilendiren, uyaran, yeri gelince güncellenebilen akıllı sistemlere döneceklerdir.
Estetik kaygıların yanına, yaşam konforunu dar alanlara sığdıran teknolojilerin geleceğini düşünebiliriz. İstediğimiz zaman tabiatı seyrettiğimiz devasa camlar aynı zamanda birer ekrana dönüşebilecek, belki de kendi ihtiyacı olan enerjiyi de üretecektir. İstediğimiz zaman karararak dış mekandakilerin araç içini görmesi engellenebilecektir. Şimdi olduğu gibi park halinde bize daha geniş iç hacimler sunan araçlar; rüzgar direncini düşürmek için akıcı hatlar ve gövdesi ile bütünleştirilmiş tekerlek, kamera vb.ye de sahip olabilecektir. Lastikler veya dış yüzeyi, insan vücudundaki kolesterolün hasar gören damar cidarını onarması gibi birtakım maddelerle, tamirciye gerek kalmaksızın onarılabilecektir. Defalarca takla attığı halde şoför ya da yolcu mahallinin yer çekimiyle hep aşağı doğru çekildiği, yani hep düz kaldığı tasarımlara rastlayabileceğiz. Belki de motosiklet gibi, ortadan iki tekerlekli, iki yanına insanların binebildiği devrilmeyen araçlar tasarlayacaklar, kim bilir…
Geleceğin yaşam ve çalışma alanlarını bir araya getirecekleri kutlarım. Aman ha, yapacaklarınız benim hayal dünyamla sınırlı kalmasın, sadece örnek olsun diye bunları yazdım. Siz daha iyilerini, daha güzellerini hayata geçirin. Çünkü tabiatta bunlara çok güzel örnek olacak veriler gözlerimizin önünde (önemli olan tabiattaki örnekleri hayatımıza nasıl geçireceğimizdir; maalesef iyi amaçlarla yola çıkanların birçoğu sonradan ya kendi eliyle ya da başkalarının zorlamasıyla kötü amaçlarla kullanabilmektedir), yeter ki hayatımızda bunlardan nasıl faydalanacağımızı bilelim. İlim bilmek, kendini bilmekmiş. Umulur ki insanlık kendini bilenlerden olur. Bir başka makalemizde buluşmak üzere sağ ve esen kalın.
Uzm. Ecz. İbrahim Yavuz