Resveratrol; üzüm, kırmızı şarap, çikolata ve bazı yemişlerde (yerfıstığının pembe kabuğu) ve köklerde (Japon madımağı) bulunan antioksidan, antienflamatuvar ve antikanser etkileri ile kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığın önlenmesinde etkili olabileceği düşünülen, özellikle uzun yaşamın anahtarı olarak değerlendirilen bir fitoaleksin; yani bitkide herhangi bir etken sonucu meydana gelen polifenolik bileşik.
Daha önce bahsettiğim “Fransız paradoksu” ile yağlı diyet alışkanlığı olan Fransızlarda kırmızı şarabın içerisinde bulunan resveratrolün kalp ve damar hastalıkları gelişimini önlediği hipotezi kırmızı şaraba ve resveratrole olan ilgiyi patlatmıştı. Sadece Amerika Birleşik Devletlerinde resveratrol ve ilgili ürünlerin pazarı yıllık 30 milyon dolarlık bir rakama ulaşıyor. Nitekim PubMed’de Bilimsel olarak etkinliğini ortaya koyan 6521 çalışmadan 63’ü klinik çalışma.
En önemli tıp dergilerinden biri olan Journal of American Medical Association Internal Medicine (JAMA) Mayıs 2014 sayısında resveratrol üzerinde yayımlanan bir çalışmanın sonuçları yayımlandı. “CHIANTI bölgesinde yaşlanma” başlıklı bir proje kapsamında 1998 ile 2009 yılları arasında İtalyanın Tuscany bölgesindeki 2 köyde yaşayan 65 yaş üzerindeki 783 erkek ve kadın izlemeye alınıyor. Kişilerin 24 saatlik süreçte idrarda resveratrol metabolitleri izleniyor.
Bu süreçte öncelikle değerlendirmeye alınan parametre ölüm oranları, ikincil olarak iltihap belirteçleri (C-reaktif proten, interlökin-6 ve 1beta, tümör nekroz faktörü) ve bu süreçte ortaya çıkan kanser ve kalp-damar hastalığı gelişimi izleniyor.
9 yıılık izleme süresinde bireylerin üçte birinin (268 kişinin; yüzde 34) öldüğü bildiriliyor. Sonuç olarak idrardaki resveratrol metaboliti seviyesinin izlenen biyokimyasal parametreler ile ve dolayısıyla ölümler ile bir bağlantısının bulunmadığı; kalp ve damar hastalıkları ve kanser gelişiminin önlenemediği; batı tarzı diyet ile beslenen kişilerde resveratrol kullanımının sağlık durumu ve uzun yaşam süresi ile herhangi bir ilişkisinin bulunmayacağı bildiriliyor.
Sağlık için yararlı olduğu bildirilen doğal ya da sentetik bir ürünü ya da maddeyi yüksek oranlarda tüketerek kalp-damar hastalıkları, kanser, yangılı hastalıklar ve diğer hastalıkların önlenebilmesi ve uzun yaşam sağlanabilmesi mümkün olabilir mi? Sağlıklı kalabilmek bu kadar kolay ve ulaşılabilir mi?
Bu çalışmanın sonuçlarını nasıl yorumluyorsunuz? Doğrudan “Resveratrol etkisizmiş” diye mi düşünürsünüz? Yoksa her ilacın etkisinin kişisel etkenlere göre farklılık göstereceği, farklı emilim, metabolizma, itrah gibi faktörlerin yanı sıra kişilerin yaşam şekli, kullandıkları diğer ilaçlar, mevcut hastalıkları ve genetik risklerin sonuçlar üzerinde önemli katkısının olabileceğini mi!